Mobbing uyguladı, işten attılar

 

Duydum…

Horasan Devlet Hastanesi’nde çalışanlara kan kusturan birim müdürü dün Sağlık İl Müdürlüğü koridorlarında turlamış. Artık benim yazımdan sonra ne dedi, nasıl bir savunma yaptı bilmiyorum, ancak er ya da geç kurduğu o korku imparatorluğunun altında kalacağını biliyorum.

Takipteyim!

Bakın, bu mobbing öyle rezil bir şeydir ki, insanın yaşam sevincini tüketir.

Başına gelmeyen bilmez. Kişi, insan olmaktan çıkar, canlı cesete dönüşür.

Egosu tavan yapmış haysiyetsiz şeflerin altında ezilir, oyuncağı olursunuz.

Uzatmayayım.

Böylesine ezilen insanların sesine kulak vereceğiz bugün ve bundan sonrasında da…

Şimdiye kadar seslerini duyuramayan, uğradıkları mobbingin ardından kapı önüne konulan 23 kişi…

İki yıl öncesine kadar Erzurum PTT Başmüdürlüğünde çalışan taşeron postacılar, hukuk mücadelesi veriyorlar.

Kimi 5, kimi 10 yıldır ekmeğinin peşinde olan bu insanlar, kadrolu işçilerle aynı işi –ama bir değil bir kaç farkla– yaptılar.

Bayram izni yok!

Hafta sonu izni yok!

Fazla mesai ücreti yok!

İkramiye yok!

Bayrammış seyranmış onlara gelmemiş zaten.

Yetmemiş gibi bir de kanunsuz bir şekilde tebligat dağıttırmalar.

Yeseniz de bu yemeseniz de… Dışarısı işsiz kaynıyor, yerinize onları alırız

Dayanamamışlar adalete sığınmışlar. İş Mahkemesi’nde dava açmışlar.

Vaaayy sen misin mahkemeye giden…

Psikolojik şiddet başlamış.

Cumartesi az olur, Pazar da çalıştırmışlar. Öğle yemeği sırasında iş çıkarmışlar.

Tam eve gidecekken, “Şurayı da burayı da dağıtın…”

Bağırmalar, çağırmalar…

Sonra bir sabah tam dağıtıma çıkacaklarken, postacı, postacı arkadaşına ‘kötü haberi’ vermiş.

Birbirlerine, “işten çıkarıldınız” tebligatını sunmuşlar.

Bazılarına da tebligat vermeden, sözlü olarak “gelme” demişler.

En acısı da ne biliyor musunuz?

‘İşveren tarafından işçinin ahlak ve iyi niyet kurallarına aykırı davranışı nedeniyle’ deyip işten çıkarılmışlar.

“Biz ne yaptık?”

“Ne ahlaksızlığımızı gördünüz?”

“Kime sarkıntılık ettik?”

“Kim bizden şikayetçi?”

Soruları cevap bulmamış.

Eşlerinin, dostlarının, arkadaşlarının, “yok canım!”, “acaba”, “yapmaz yahu…”, “olabilir mi?” gibi düşünce ve bakışları altında ezim ezim ezilmişler.

Biçare, soluğu yine adliyede almışlar.

Bunca zaman işsiz güçsüz, sığındıkları adaletten çıkacak kararı bekliyorlar.

Gerçekten çok üzgünüm,

Şöyle ağzımı doldurup bu insanları, bu hale getirenlerin yüzüne tükürmek istiyorum.

Ama ne yazık ki, elimden yazmak dışında bir şey gelmiyor.

Bu firavun zihniyetini ben de Allah’a havale ediyorum.